top of page
News

KILIÇLAR: HANÇERLERİN SAPLANTISI | YEŞİM MİNGSAR
Gece ilerledikçe saray uyumadı. Duvarlar fısıldıyor, koridorlar yankılanıyordu. Çünkü zincirler hareket hâlindeydi. Görünmezlerdi ama hissediliyorlardı; bir düşünce gibi, bir korku gibi. Niora odasında yalnızdı. Bu yalnızlık artık bir ceza değildi. Bir eşikti. Işık, göğsünde yavaşça yanıyordu. Ne parlıyor ne de sönüyordu. Sabitlenmişti. Bu yeni bir şeydi. — Konuşmayacaksanız, dedi Niora karanlığa, ben konuşacağım. Zincirler cevap vermedi. — Beni seçtiniz çünkü merhametliyim,

Yeşim Mingsar
Dec 15, 20252 min read
KEHANETLER:İMGELERİN BAĞI | "Yeşim Mingsar."
Gece sarayın üzerine çökerken avludaki meşaleler tek tek yakıldı. "meşaleler bir alev kadar sıcak , bir buz kadar ateşliydi." Niora zindandan çıkarıldığında, bunun bir özgürlük olmadığını hemen anladı. Zincirler yer değiştirmişti sadece. Taştan duvarlardan, insanların bakışlarına taşınmışlardı. Avlu genişti ama nefes almak zordu. Maerin yanında yürüyordu. Sessizdi. Bu sessizlik, konuşmaktan daha tehlikeliydi. — Artık herkes seni gördü, dedi sonunda. Saklanamazsın. https://you

Yeşim Mingsar
Dec 15, 20252 min read


ZİNCİR TAHTLAR
Taht Salonu, hiçbir zaman gerçekten sessiz olmamıştı. Sessizlik dedikleri şey, yalnızca yüksek seslerin yokluğuydu. Oysa duvarlar hatırlardı. Tavan, yeminleri taşırdı. Zemin ise kanı… her zaman kanı. Niora diz çökmüş halde duruyordu. Dizleri mermerin soğuğunu hissetmiyordu artık. Üç yıldır bu salonda nefes alıyordu ve insan, bazı acılara alışınca onları duymamayı öğreniyordu. Asıl zor olan, alışmak istemediğin şeylere alışmaktı. Başını eğmişti ama gözleri kapalı değildi. Göz

Yeşim Mingsar
Dec 14, 20256 min read
bottom of page